Değişen Dünya, Değişen İnsan

Değişen Dünya, Değişen İnsan

İçinde yaşadığımız çağı belirleyen en önemli iki kelime “değişim” ve “hız” kelimeleri .

Değişimi hepimiz görüyoruz. Ancak değişimin hızı çok daha önemli. Öyle bir hız içindeyiz ki, artık kuşaklar kendi içinde dönemlere bölünür oldular. Bizim kuşağımız hem transistörlü pilli radyoyu hem de uydularla internet üzerinden yayın yapan radyoları gördü.

Değişimin hızının etkileri ise çok daha önemli.

Her şey geçici hale geliyor !

Yüzyılların gelecek düşünürü ve gelecekçisi olan  Alvin Toffler daha 1974’te şöyle tanımlıyordu:

“Geçicilik” ŞOK ….

Değişimin hızının en önemli etkisi gittikçe her şeyin “geçici” hale geliyor olması.

Artık bir şeye sahip olmak çok önemli değil, çünkü her şey çok hızla değişiyor.

Önemli olan bir şeye sahip olmaktan çok onun değerini kullanabiliyor ve bize katkısını alabiliyor olmak.

O nedenle hayatımızın içinde var olan her şey geçici.. Özellikle maddi ürünlerden söz ediyoruz. Bazen kişiler de çok hızla hayatımızdan gelip geçiyorlar.

Tek gerçek sınırsız ve sonsuz bir devinim içinde olduğumuz. Bugün değerli olan bir şey yarın gözümüze çok değersiz görünebilir. Kızıma ilk I-Pad’ini aldığım gün sevincini hatırlıyorum, ilk bilgisayarını aldığım zaman.

Şimdi yüzüne dahi bakmıyor. Yarın elindeki cep telefonunu bir kenara atmayacağı ne malum..

Diplomalar artık “süreli”

Böyle bir durumda elimizdeki diplomalar ya da sertifikaların kalıcı olacağını düşünebilir miyiz? Elbette hayır her birinin ömrü var ve sınırlı.

Teknoloji ve tasarım dünyası, masamızın üstündeki her şeyi küçücük bir cep telefonunun içine sığdırıverdi..

Artık bloknotlara, ajandalara ihtiyaç kalmadı, ayrıca bir fotoğraf makinesi taşımıyoruz. Kalem bile giderek gereksiz hale geliyor.

Kağıdın önemi giderek azalıyor, defter eski önemini kaybetti.

Bütün bunlar azalırken bilgi çığ haline artıyor. Hem üretilen hem paylaşılan bilginin hızına erişmek imkansız. Öyle ki artık sadece insan beyninden çıkan bilgiden değil, makinelerin ve yapay zekanın ürettiği bilgiden söz ediyoruz. Big data ve Büyük Veri zaten nasıl başa çıkacağımızı bilemediğimiz bir muamma..

VUCA Dünyası

Değişim – Hız ve Geçicilik bir başka olguyla içiçe : Belirsizlik, karmaşıklık ve muğlaklık

Amerikan Savaş Akademisi Soğuk Savaş sonrası dünyayı tanımlamak için VUCA Dünyası diye bir kavram üretmiş ve VUCA 1990’lardan bu yana içinde yaşadığımız dünyayı tanımlamak için kullanılıyor.

#sözlük : VUCA Dünyası : İçinde yaşadığımız dünya tahmin edilemez bir hızla değişiyor. Değişken sosyal ve siyasi ortam, Hızlı teknolojik ilerleme, sosyal, siayal, ekonomik alanlarda hızlı değişim, iletişimde ve dolayısıyla bilgide sınırların kalkması bizi her şeyin karmaşık ve belirsiz olduğu bir dünyaya doğru götürüyor. Bu yeni dünyaya  “VUCA dünyası” adı veriliyor. Son dönemlerde özellikle yönetim ve insan kaynakları alanında bu kavram  yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı :  VUCA kavramı 4 İngilizce kelimenin baş harflerinin birleşiminden oluşuyor : volatility (değişken), uncertainty (belirsizlik), complexity (karmaşıklık) ve ambiguity (muğlaklık)

Artık muğlaklığın ötesini görebilen, neyin başarılması gerektiğini açık bir şekilde karşı tarafa iletebilen liderlere ihtiyaç duyuyor. …Böyle bir dünyada yaşamı sürdürebilmek için bazı özellikle öne çıkıyor :

1. Çeviklik ( agility )

2. Esneklik

3. Adapte olabilirlik

O halde bu dünyada yaşamak, hayatta kalmak için çevik ve esnek olmak,  adaptasyon yetkinliklerimizi geliştirmek  gerekli.
Adaptasyon için en önemli yetkinliklerden biri, mevcut koşullar hakkında hızlı bir cevap verebilme yeteneği. Bu da ancak hem mevcut durumu yani başlangıç noktasını hem de gideceği yeri yani varış noktasını aşağı yukarı belirlemekle başlıyor.

Bir yol haritası.. Buna biz Konumlandırma diyoruz.
Başlangıç Noktası –     Varış Noktası ..Aradaki yol ise Yol haritanız.

BİR ÇİZİM VE GRAFİK YAPACAĞIZ.

Her şey dijitalleşiyor.

1990’lı yıllarda internetin gelişmesi ve dijitalleşme, sadece bize inanılmaz keyifli iletişim araçları vermekle kalmadı, aynı zamanda, hepimizi inanılmaz bir hızla birleştirdi.

“Etrafımızdaki her şey dijitalleşiyor ve internet üzerinden kullanılabilir bir servis haline geliyor… “Dijitalleşebilen her şey ( canlı, cansız, hatta insanlar ) dijitalleşecek!” ( 1990’ların başında Nicholos Negroponte tarafından dile getirilmişti )  sloganıyla başlayan bu dönüşüm beraberinde yeni bir ekonomi oluşturuyor: Dijital Ekonomi! “ (Creaner, Martin. “Dijital Ekonomiyi Anlamak” Aya Kitap, 2015. )

İnsan ile Makine arasında yeni bir işbirliği dönem başlıyor..
Akıllı makineler ile İnsanın işbirliği dönemi.. İnsan bazı işlerini akıllı makinelere bırakıyor, yapay zeka ile insane ihtiyacın giderek azaldığı bir dünyaya doğru gidiyoruz.

Önümüzdeki dönem Endüstri 4.0 ya da Nesnelerin İnterneti olarak tanımlanan bu dönemde,  makineler,  ( İnsan dışında iş yapan her nevi iş aracını “makine” olarak adlandırabiliriz :  bilgisayarlar, internet, akıllı telefonlar, internet, yapay zeka, sensörler, robotlar, 3D Yazıcılar, yüz, ses, görüntü anakliz etme sistemleri vb birçok şey ) birçok alanda insanların işlerini elinden alıyor.

Dijital ekonominin en önemli sonuçlarından biri fabrikalarda otomasyonun dijital ile birleşerek Endüstri 4.0 dediğimiz noktaya evrilmesi. Endüstri 4.0, robotların birçok iş alanını ele alması, gelecekte beyaz yakalılar tarafından yapılanlar da dahil olmak üzere, birçok işin robotlar ya da yapay zeka tarafından yapılacağını, birçok mesleğin de ortadan yok olması.

Aslında bir başka bakış açısı ile şunu söyleyebiliriz.Makineler,  insanları bu basit ve gereksiz işleri yapmaktan kurtarıyorlar.

Peki bu tarihte ilk kez mi oluyor ? Hayır …
Buhar makineleri icat edildiğinde ve ilk trenler engin topraklar üzerinde seyahata başladıklarında, sığır kovboyları sığır sürülerini trenler üzerine sürmüşler, el tezgahlarında kumaş üretenler,  büyük fabrikalar kurulup işlerini kaybettikleri için makineleri kırmaya başlamışlardı.( * dipnot  Luddizm – makine kırıcılar )  Ancak kapitalizm yoluna devam etti, ve o zamandan bu yana istihdam sürekli olarak artıyor..  3.5 milyar rakamına yakınlaştı…

Robotlar gerçekten işlerimizi elimizden alacak mı? Bakalım… #ipucu

İPUCU : “Robotlar işlerimizi elimizden alacak.. Gelecekte işsizlik o kadar artacak ki, herkese yeterince iş olmayacak..
Son zamanlarda herkesin yüreğine korku salan sözlerle her herde karşılaşabilrsiniz.

Bunu kesin olarak biliyor muyuz? Hayır… Bu sürecin ne kadar hızlı olacağını, ne kadar hızla sektörlere ve dünyanın tüm ülkelerine yayılacağını biliyor muyuz? Hayır.

2016 yılında Davos’taki Dünya Ekonomikm Forumunda robotların 2020 yılında 5 milyon mesleği ele geçireceğine dair açıklamalar yapıldı.. Peki bu neıye tekabül ediyor ? Evrensel iş güçü havuzunu 3 milyar olarak Kabul edersek bu rakam binde 1,5 civarında..

Yani en azından robotlar “şimdilik” tüm işleri ele geçirmeyecek, Peki bu bizi rahat ettirmeli mi..
Hayır, çünkü beceri ve yetkinlikler için yeni bir döneme girdik ve bu dönemin gerektirdiği beceri ve yetkinlikleri elde ed4emez isek, bu basit işleri makineler yapacağı için bizim yapabileceğimiz bir iş kalmayacak.

O durumda ama bir tsunami felaketi yaşayacağımızı da göstermiyor.

İnsanın dijitalleşmesi farklı bir iş kültürü yaratıyor :

En azından robotların  “şimdilik” tüm işleri ele geçirmeyeceğini söyleyebiliriz.

Peki bu bizi rahat ettirmeli mi..?

Hayır, çünkü beceri ve yetkinlikler için yeni bir döneme girdik ve bu dönemin gerektirdiği beceri ve yetkinliklere sahip olmaz isek, bu basit işleri makineler yapacağı için bizim yapabileceğimiz bir iş kalmayacak.

İnsan bazı işlerini akıllı makinelere bırakırken kendisi  farklı meşgalelere yönelecek.. Tıpkı bugüne kadar makinelerin insanların işlerini kolaylaştırdığı gibi, bu da insana yeni imkanlar, yeni fırsatlar, yeni ufuklar açacak.

Bu yeni dönemin insanı da bu farklı meşgalelerin gerektirdiği yeni becerilere sahip olmak zorunda kalacak..

Bu yeni dönemin yetkinlik ve becerileri bir süredir “21. Yüzyıl becerileri” olarak anılıyor.

Bu konuyu daha farklı bir yazımızda ele alalım.

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir