Bir Kariyer CheckUp Mağduru Hikâyesi…

Bir Kariyer CheckUp Mağduru Hikâyesi…

Bir Kariyer CheckUp mağduru hikâyesi bu. Gökten düşen elmaların kafamızı yardığı…
Eğitim sonrasında akşamüstü civarıydı sanırım, yanlış olmasın, dışarı çıktığımda kafatasımdan öfkeden dumanlar çıktığını hatırlıyorum.

“Bu, ne cüret!” dediğimi…

Kızgındım çünkü. Hem de öyle böyle değil. “Bir daha buraya gelirsem iki olsun!” dedim kendi kendime. Ne sanıyor bunlar kendilerini, onlara mı kalmış canım benim kim olduğum ya da ne yapmak istediğimi sorgulamak?!

“Yok hedefmiş, yok alanmış, yok dar alanmış. Ben bilmiyorum sanki ne yapmam gerektiğini…”

Bir hışımla kendimi, durağa gelen otobüse attım. Yüzümün kıpkırmızı olduğunun, ruhumun öfkeden deliye döndüğünün farkındaydım. Otobüs uzaklaştıkça ben de oradan uzaklaşıyordum.

Kurtulmak mıydı peki bu? Ohh, evet, bir anlamda kurtulmaktı. Gitgide uzaklaşıyordum ya işte!

“Peki, neden kızgınsın?” diye sordum kendime. “Neden kızdın ‘Şimdi ne yapacaksın?’ diye sorduklarında? Zaten içten içe sen de bu sorunun cevabını bulmak için gitmedin mi oraya? Zoruna giden ne? Bir kâğıt parçasına hiç yazmamıştın değil mi bunu önceden. Hiç bu kadar kanlı canlı dikilmemişti bu soru karşına. Hiç kimsenin de sana bu kadar açıktan sormasına izin vermemiştin. Kabul et; geçiştirdin hep, aklına gelince kovaladın hemen, yani hep kaçtın. O yüzdendi kendini apar topar dışarı atman. Bu soru canını yaktı kızım, kabul et! Çünkü hazırlığın yok. Çünkü sen hayatın karşısında hiç beklemediğin anda sözlüye kalkmış gibisin. Bu kadar yakın olduğunu, artık bir şeyler yapman, yeni bir yol çizmen gerektiğini ve üşenmeden bunun üzerinde çalışman gerektiğini biliyorsun ve evet, ‘Ben bilmiyorum gerçekten ne yapmam gerektiğini. Ama artık ertelemek yok!!’ ”

Bir sonraki hafta “Bir daha da gelmem ben buraya!” dediğim yere koşarak gittiğimi hatta oranın üniversiteden sonraki evim olduğunu söylememe gerek bile yok sanırım size.

Bugün üç yıl önce kendime verdiğim sözü belli oranda tuttuğumu görüyorum. Kırıp döktüm bazen, evet. Bazen istediğim gibi olmadı, beğenmedim; bozdum yeniden yaptım. Ama ben yaptım. Kariyer CheckUp bana öncelikle, kaçmamam gerektiğini öğretti. Şimdi, beni zorlayan her soruyu artık zihnimin dehlizlerine atmak yerine, yazabildiğim kadar kocaman yazıp gözümün önüne koyuyorum ve sonra bunun üstesinden geldiğimde üzerine attığım o daha kocaman çarpıyı görüp kendimle bir kere daha gurur duyuyorum. “Aferin, kızım!” diyorum kendime, “En büyüğünden bir aferin sana, ne olursa olsun hikâyene sahip çıktığın için.”

Bunu bana öğrettiğiniz için sonsuz teşekkürler Kamil Kasacı ve Mevlüt Güleç. J

SELDA OKUMUŞ

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir